Blog

Yazın Sıcağında Büyükbaş Hayvanlarda Isı Stresi: Verim Düşüşünü Nasıl Önleyebilirsiniz?

Yazın Sıcağında Büyükbaş Hayvanlarda Isı Stresi: Verim Düşüşünü Nasıl Önleyebilirsiniz?

Yaz mevsiminin gelişiyle birlikte hayvancılık işletmelerinin en büyük endişelerinden biri, artan çevre sıcaklıklarının hayvanların verimliliği ve sağlığı üzerinde yarattığı ağır baskıdır. Türkiye’de özellikle Haziran ayından itibaren etkisini hissettiren yüksek sıcaklıklar ve nem, büyükbaş hayvanların beslenme alışkanlıklarını, su tüketimini ve genel üretim performansını doğrudan olumsuz etkiler. Birçok yetiştirici bu durumu mevsimsel bir zorunluluk olarak görse de, doğru yönetim hamleleriyle bu süreci hasarsız atlatmak mümkündür. Peki ısı stresi tam olarak nedir ve hayvancılık işletmeleri için neden bu kadar kritik bir tehdittir?

Metabolik Güç, Doğru Aminoasit Dengesiyle Başlar.

Metabolik Güç, Doğru Aminoasit Dengesiyle Başlar.

Modern ruminant hayvancılığında sürdürülebilir yüksek performans, artık geleneksel rasyon hesaplamalarının ve kaba "ham protein" yaklaşımlarının ötesine geçmiştir. Cornell University ve NRC tabanlı çalışmalar dâhil olmak üzere güncel bilimsel araştırmalar; hayvana sadece yüksek miktarda protein vermenin verimi artırmaya yetmediğini, asıl başarının limit aminoasitlerin doğru dengelenmesinden geçtiğini göstermektedir. Aminoasit bazlı metabolik besleme stratejileri; süt verimi, bileşen kalitesi, bağışıklık ve karaciğer sağlığı üzerinde doğrudan belirleyicidir.

Yazın Süt Veriminin Düşmesini Nasıl Önleyebilirsiniz? Sıcak Dönemde İneklerin Beslenme İhtiyaçları

Yazın Süt Veriminin Düşmesini Nasıl Önleyebilirsiniz? Sıcak Dönemde İneklerin Beslenme İhtiyaçları

Yaz ayları geldiğinde, süt sığırcılığı işletmelerinin koridorlarında en sık duyulan ve üreticinin moralini en çok bozan cümle şudur: 'Süt miktarı yine düşüşe geçti.' Türkiye’nin coğrafi yapısı gereği haziran ayından itibaren tüm bölgelerde etkili olan aşırı sıcaklar, ineklerin yalnızca davranışlarını değil, tüm beslenme metabolizmalarını kökten değiştirir. Yapılan saha araştırmaları, standart bir süt işletmesinde yaz döneminde ortalama %15 ila %20 arasında net süt verim kaybı yaşandığını göstermektedir. Bu düşüş, hammadde maliyetleri göz önüne alındığında, işletme gelirinin çok ciddi bir kısmının buharlaşması anlamına gelir. Peki, yaz aylarında yaşanan bu dramatik düşüş engellenemez bir doğa olayı mıdır? Kesinlikle hayır. İneklerin değişen beslenme ihtiyaçlarını doğru analiz edip, rasyona bilimsel destekler ekleyerek yazın en sıcak günlerinde bile süt grafiğini sabit tutmak mümkündür.

Kanatlı Hayvanlar Yazında Stresli mi? Performans ve Yumurta Verim Kaybını Nasıl Azaltabilirim?

Kanatlı Hayvanlar Yazında Stresli mi? Performans ve Yumurta Verim Kaybını Nasıl Azaltabilirim?

Yaz aylarının kavurucu sıcakları yaklaşırken, ticari kanatlı hayvan yetiştiricilerinin endişesi her geçen gün artar. Türkiye genelindeki pek çok kanatlı işletmesinde, haziran ayından eylül başına kadar uzanan periyotta yumurta veriminde %15 ila %25 arasında çok sert düşüşler kaydedilir. 10.000 adetlik bir yumurtacı tavuk kümesinde bu oran, her gün 1.500 ila 2.500 adet arasında daha az yumurta toplamak anlamına gelir. Broiler (etlik piliç) kümeslerinde ise durum canlı ağırlık artışının durması ve yem çevrim oranının (FCR) bozulması şeklinde kendini gösterir. Ancak bu ticari zarar, çaresizce izlenecek bir kayıp değildir. Doğru çevresel müdahaleler ve kümes rasyonuna eklenecek profesyonel besinsel destekler ile ısı stresinin kanatlılar üzerindeki baskısını kırmak mümkündür.

Sessizce Kaybediyorsunuz.

Sessizce Kaybediyorsunuz.

Asıl kayıp, rumende başlıyor. Yüksek verimli süt sığırlarında THI (Sıcaklık-Nem İndeksi) değerinin 68'in üzerine çıkması, sıcaklık stresinin başladığını gösteren kritik eşiklerden biridir. Bu noktadan sonra hayvan, vücut sıcaklığını dengeleyebilmek için yem tüketimini azaltır, solunum sayısını artırır ve geviş getirme süresi kısalır. Yapılan çalışmalar, sıcaklık stresi döneminde kuru madde tüketiminin %10-30, süt veriminin ise %10-25'e kadar azalabileceğini ortaya koymaktadır. Daha da önemlisi, oluşan süt kaybının yalnızca bir kısmı azalan yem tüketiminden kaynaklanır; önemli bölümü doğrudan metabolik değişimlerin sonucudur. Ruminasyon süresinin azalmasıyla birlikte tükürükten rumene taşınan bikarbonat miktarı düşer ve rumenin doğal tamponlama kapasitesi zayıflar. Bunun sonucunda rumen pH'ı geriler, Subakut Rumen Asidozu (SARA) riski artar ve özellikle selüloz parçalayan mikroorganizmaların aktivitesi baskılanır. NDF sindiriminin azalması, uçucu yağ asidi üretimini ve yemden yararlanmayı olumsuz etkileyerek enerji açığını daha da derinleştirir.